Karadenizden Gelen Renkli Fırtına Sanatın Deli Kanı: Aşan Cora
Aşan Cora \\ Röportaj: Semra Sancak

Kadın figürlerini yorumlayan özgün resimleri, cesur ve çılgın fırça darbeleri, çarpıcı temaları ile başkentte ayrı bir hayran kitlesi oluşturan Aşan Cora; kuşlu, balonlu gelinleri, karmenleri, çılgın soyutlamaları ve son çalışmalarındaki daha da soyuta giden yorumları ile Karadeniz'de yaşayan bir ressam olmanın farkını sergiliyor. Bedri Rahmi’nin, Orhan Peker’in, Mustafa Ayaz’ın, sayısız sanatçı yetiştiren sanatçıların doğduğu şehirden Ankara’ya doğru coşkun ve deli deli esiyor… Kendisiyle bu çalışmalarının arasında sizler için söyleştik.

 

Kısaca kendinizden bahseder misiniz? 

1975 yılında Trabzon'da doğdum. Eğitimci bir anne babanın üçüncü çocuğuyum. 1999 yılında KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi'nden mezun oldum. Okuldan mezun olmadan, iki kişisel, iki karma sergi gerçekleştirdim. Bu konuda aileme sonsuz teşekkür borçluyum; uğraşımı anladıkları ve desteklerini esirgemedikleri için. Bir süre Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi'nde resim öğretmeni olarak görev yaptıktan sonra görevime halen Trabzon'da devam ediyorum. Bunun yanı sıra hep tuvalimin başındayım, düzenli çalışma tempom ve devam eden sergilerim.


Öğretmen ve sanatçı kimliği ile yaşıyorsunuz. Hangisi ön plandadır yaşamınızda? Yaşam tarzınızı belirleyen rol hangisi, özetle nasıl yaşarsınız?

Hayatın ta kendisidir sanat! Kurgulanmadan uygulanması gerekir. Sanatımı özgür bırakmışımdır, tuvalin karşısında da samimiyete inanırım. Aradığım şey de samimiyettir. Ve şimdi samimiyettir bir çocuk! Samimiyettir bin çocuk! Bütün tecrübem onlar içindir. Bu yüzden uzun yıllardır neredeyse günde yirmi saat çalışırım. Oran vermek gerekirse, yüzde doksanıdır bu söylediklerim. Geri kalan yüzde on hayatın şartlı refleksleridir. Yani her iki rolümde de sadece sanatımı yaşıyorum ben.


Trabzon; Bedri Rahmi Eyüboğlu, Orhan Peker, Mustafa Ayaz, Süleyman Saim Tekcan gibi saymakla bitmeyen ustaların yetiştiği gizemli bir sanatçı şehri. Sizce nedir bu şehrin sırrı? 

Zordur bu kentte yaşamak.Ama duyarlıysanız eğer bütün duyguları üç dakika içinde yaşayabilirsiniz. Tetik tetiktir her adım, hep bir yere çarpar durur. Bu coğrafyada düz alan bulamazsınız. Yıllar önce otobüsle Ankara'dan Trabzon'a dönerken, gün ağarırken, yaklaşmışken kentime, gördüğüm doğa bana şunu söyletti: "Arkasında kamburu gibi taşıdığı yemyeşil dağları, önünde hırçın Karadeniz, ortasında çırpınan Karadeniz insanı ve enerji dolu."

Yalnız birşeyi söylemek zorundayım, bahsettiğiniz isimlerin bir çoğu çocuk yaşta bu kentten ayrılmıştır. Etken, ortamdan önce genetik yapıda olabilir.


Resimde tarzınız ve kullandığınız teknikler hakkında neler söylemek istersiniz? 

Bu sorunuz bana üniversite birinci sınıftayken, hiç kimsenin haberi olmadan hazırlandığım ilk sergimi hatırlattı. İlk şövalem kısa boylu vitrindi. Kendi hazırladığım ilk tuvalimi o vitrinin üzerine koymuş, duvara yaslamıştım. Üç beş tüp yağlıboya, uyduruk bir kaç fırça, esnek bir cetveli de spatül yapmıştım. Yalnızdım ve coşkum beni korkutmuştu. "Neden?" diye sorduğum soru karşıma yıllar sonra zaman sorununu çıkardı. Teknik ve tarz araçtı, ruhum başkaydı. Her sergim, zamanı ve ötesini taşır.


Sanata bakış açınız, ülkemizde ve dünyada gözlemlediğiniz farklılıklar, olanlar, olması gerekenler dersek neler söylemek istersiniz? 

Yurt dışında gözlemlediğim yaklaşım ve yaşam biçimlerini düşündüğümde ülkemdeki insan faktöründe gözlemlediğim bir sorun var; sebebi ve ne olduğu bilinmeden yani sorunun sebebi anlaşılmadan çözüm aranıyor. Boşa dönen değirmene benzer bu! Ve zaman akar, ne sana sorar, ne de bana! Değirmen de kendini öğütür. Bir yerlerde birileri zamanı tartışıyor, birilerinin değirmeni boşa dönmüyor. Samimiyetin adı keşif olmuş, kaşif olmuş. Oysa engel olmadan izin vermek ve nefes vermek lazım tarlaya. Derin kazmak, eşeğimizi de güzel gözlerinden dolayı değil, yaptıklarından dolayı yüceltmek gerek. İnsana ve sanata yaklaşımımızı ve verdiğimiz değeri değerlendirmemiz gerek diye düşünüyorum.


Yurt içi ve yurt dışından tarzını özellikle beğendiğiniz ve etkilendiğiniz sanatçılar oldu mu?

Yaşantısıyla yaptığı işin aynı olduğunu gördüğüm her sanatçı önünde minnacık olup, büyümeyi beklerim.


İlham kaynağınız nedir? Sizi motive eden olay, unsur, ortam, insan, hayvan vs nelerdir?

Hepsi benimdir, ben de sizin. İçinde yaşadığım ortamdaki herşey beni motive eder. Çünkü atölye ortamım sanatım için oluşmuştur. Hayvan sevgisi, insan sevgisinin bir yansımasıdır. Bana ilham kaynağı olan doğa tutkumdan dolayı birlikte yaşadığım, köpeğim, balıklarım, atölyemde coşkumu artıran sevgi kaynaklarımdır.


Bana Salah Birsel’in bir şiirini anımsattınız.. "Şiiri seversen zeka yaşın büyür. Kimselere dokunmaz, hayvanları öldürmezsin” diyor şair. Sizin de bir şiir dostu olduğunuzu biliyorum. Şiirleriniz var mı, edebiyatla yakınlığınız nedir? 

Evet çok sayıda yazdığım şiirlerim ve basılmayı bekleyen çok sayıda yazılarım var. Zamansızlıktan raflarda çoğalarak bekleşiyorlar. Umarım bir gün kitaplarım üzerine de söyleşiriz.

 

SANA UÇTUM

Küçücük Su Damlasında Gördüm Seni

Islak Rutubetli

Işık Süzdü Isındın

Buhardın

Yok Oldun

Ağladım

Seni görmek için sabahlara koştum

Kuştum sana uçtum.

                                            (A.Cora,2008)

 

YAPRAK

Bahane edilmiş hep sanat

Topluluklar oluşmuş

Toplu konuşulmuş bizler

Sonbahar da üstünüze basılacak

Ben sizi çizmeyeceğim

Sizi çizenler yaprak olacak.

                                          (A.Cora,2011)

 

Katıldığınız önemli etkinlik, yarışma, ödüller var mı?

Birçok etkinliğe, önemli birlikteliklere katıldım. Yarışmalara katılmadım, buna da inanmadım. Kaliforniya'daki birliktelikte yarışma olmadan, beş önemli ressamın imzasını taşıyan ‘Usta Sanatçı Onur Ödülü’ne layık görüldüm.

 

Projeleriniz var mı?

Dünya kadar. Fakat şu günlerde bu ay Ankara’da açacağım serginin hummalı hazırlığı içindeyim. Yurt içi ve yurt dışında bağlantılarım var.


Sergilerinize hazırlanırken izlediğiniz yol ve yöntemler var mıdır? Yoksa eserleriniz spontane mi oluşuyor? Hazırlık serüvenindeki duygularınızı merak ederim hep.

Çırpınırken doğdum, yaşarken çırpındım. Tamamen spontane. Her dönem yaşadığım farklı duygu ve devinimlerle farklı konseptte çalışmalar içinde buluyorum kendimi. Bu dönem daha da soyutlanmış figürlerimin yanında, kolaj çalışmalarım ve soyut kompozisyonlarım çıkıyor.


Çocuklarla ve gençlerle yaşayan bir insan olarak, öğretmen ve sanatçı bakışıyla onları nasıl değerlendirirsiniz. Sanata yolculuklarında tavsiyeleriniz nelerdir? 

Özgürlükleri ve varoluşları zamana karşı en büyük güçleridir. Silahları da samimiyettir. Geri kalan da çok çalışmaktır. Büyük üstad Kayıhan Keskinok hocamın bana yıllar önce söylediği gibi “Tek sorun gençlik enerjisidir” ve güçleri de enerjidir.


7 Ekim'de açılacak olan serginizi sabırsızlıkla bekliyoruz. Bu içten söyleşi için teşekkür ediyoruz.

Sergime tüm sanatseverleri bekliyorum. Ben de  teşekkür ediyorum.