Çiğdem Buçak Telli’nin Özgün ve Özenli Tuvallerinde Kadının Düşleri Gerçekleri Umutları
Çiğdem Buçak Telli \\ Söyleşi: Semra Sancak

“Kadın resimleri deyince akla ilk gelen sanatçılarımızdan biri olan Çiğdem Buçak Telli’yi, otuzuncu sanat yılında, hummalı bir sergi hazırlığı içinde buldum. Kadınları bu kez melek olarak çocuk ve gençler, yaşamın gerçekleriyle yüzleşen kadınlar ve Osmanlı motifleriyle bütünleşmiş portreler olmak üzere üç kesitte yorumlamıştı. Bu büyüleyici kadın resimlerini sizlere anlatabilmem zor. Sanatçımızla birlikte resimlerinin  içinde gezmeye, kendisini daha yakından tanımaya ne dersiniz.”

Gazi Eğitim Enstitüsü ve Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezuniyetleriniz, ardından desinatörlük, öğretmenlik, dernek çalışmaları, Ankara’nın tanınmış sanat galerilerindeki  yöneticilikleriniz ve  kişisel sergiler, karmalar, grup sergileri ve diğer  etkinliklerden sonra şimdi otuz yıllık bir sanat yaşamının  imbikten damlaları ve kadınlarınız... Neler söylemek istersiniz?
Sanat  yaşamımın otuzuncu yılı bu sergi. Tuvallerimi ve üzerindeki yaşanmışlıkları şimdi kendimin dışında başkalarıyla  buluşturmanın  zamanı. Bu kez kadını üç kesitte ele alıyorum.  Meleksi bir varlık olarak çocuk ve genç kız, yaşamın gerçekleriyle yüzleşen kadın ve Osmanlı motifleriyle bütünleşmiş kadın portreleriyle bir konsept hazırladım…

Bu üç kesite ayrı ayrı yüklediğiniz anlamlar vardır mutlaka...

Yaşamımdaki pek çok şey, duygu ve düşüncelerim, yaşanmışlıklar, olaylar daima tuvalime yansıyor. Çocukluğumun, gençliğimin anılarıyla paralel bir yaşam sürmekten kendini alamıyorum. Bugün yaşadığım her şeyin sürekli geçmişle bağlantısını kuruyorum. İç içe yaşadığım geçmiş, bugün ve gelecekte çocuklar, melekler ve kadınların her biri kendi yaşamından kesitler veriyor. Tuvalime yansıyan bu gerçekliklerin, kadının dünü, bugünü ve yarını olarak veya yine kadının düşleri, gerçeği ve umudu olarak algılanması ve yorumlanmasını sanatseverlerime bırakıyorum…  Sevdiğim bir arkadaşımın kızını, Ceren’i kaybetmiştik, “Ceren Melek” melekler serimin çıkış noktası oldu. Tüm çocukları ve gençleri melek olarak görüyorum ben. Temiz, aydınlık, hayatın tortularıyla kirlenmemiş, masumiyetlerini yitirmemiş,  geleceğe umutla bakan körpe ruhlarını meleksi figürlerimle betimliyorum. Yani melek kavramını ölümle birlikte ya da mistik olarak yorumlanan bir kavram olarak görmüyorum.  Melekler serimde bu yaklaşımla çocukları ve gençleri betimledim. Belleğimde öylesine dondurdum onları… Biliyorum ki büyüdükçe kirleniyor insan. Masumiyet çocuklukta kalıyor. Yaşlandıkça da dönüp çocukluğumuzdaki masumiyeti yeniden arıyoruz…

Resimleriniz çok özgün, özenli ve çarpıcı. Kadınlar çok sahici duygular yansıtıyor. Anlamlı yüzler, bakışlar, gülüşler, ağlayışlar içindeler. Bunun bir sırrı var mı?
Hatırlıyorum. 14 -15 yaşlarındaydım, bir gün annem renk renk yumaklar verdi elime ve bana örgü örmesini öğretti. “Bir ters bir düz.  Şimdi yöntemi öğrendin, bunu herkes böyle yapar. Ama sen yaratıcılığını kullanmalısın. Bu renkleri kullanarak desenler yaratabilirsin. Önemli olan bu desenlerin sana ait olması.” dedi. İşte bu sözler tüm bir sanat yaşamımın anahtar cümlesi olmuştur. Aynı sabır ve özeni, özgünlüğü ve yaratıcılığı tuvale de aktararak kendi desenlerimi dokudum hep. Resimde de tüm sanatlarda olduğu gibi sıkı bir öz disiplin gerektiren bir emek ve uygulanması gereken teknikler vardır. Kompozisyon, alan kullanımı, renk armonisi, denge, yerleştirme gibi temel kavramların ötesinde, sanatçının özünü yansıtan dokuma tarzı onun asıl imzasıdır. Öz disiplin ve baştan sona aynı incelikli özen ve sabrı gösterebilme, başarımın ve kendimi sevmenin temel unsurudur. Hayatımda ve ilişkilerimde de aynı sabrı ve özeni gösteriyorum.

Çok güzel bir atölyeniz var. Size özgür bir çalışma ortamı sağladığını görüyorum. Ayrıca, aile olarak da  sanat ortamında yaşıyorsunuz  zaten. Eşiniz Hamdi Telli, Resim Hocanız Hidayet Telli’nin oğlu. Mülkiyeli Sanatçılarımızdan Digital Art Sanatçısı kızınız Didem Durukan da kararlı adımlarla yürüyen, başarılı genç ressamlarımızdan. Onların da günlük yaşamınızla iç içe olan başarılı sanat yaşamınızda etkileri vardır diye düşünüyorum. Ne dersiniz?
Sanırım aslında biz kendi yaşamımızı bu yolla renklendiriyoruz ve kendi tuvalimizi yaratıyoruz. Bu da bize inanılmaz keyif veriyor. Eşimin alanı çok farklı bir teknik, zaman zaman beni etkilediği olmuştur ve hatta bir önceki sergimde digitale dokunmuşluğum vardır. Yeni şeyler keşfetmenin insanı zenginleştirdiğine inanırım hep. Didem’ e gelince… Onun heyecanına, arayışına bayılıyorum ve onda kendi gençliğimi görüyorum. Benim otuz yılda katettiğim yolu o daha kısa sürede hayata geçirecek, bu yönde desteğim sonsuz.

“Kav Sanat Galerisi” nde sergilenecek olan resimlerinizi bizler de heyecanla bekliyoruz. Sergiden sonra başka projeleriniz var mı?
Ne denir?  Önümüze bakacağız. Zaman ne gösterir bize?  Bildiğim tek şey elim fırça tuttukça resim vazgeçilmezim, olmazsa olmazım.

Bu içten söyleşi ve güzel atmosfer için teşekkürler.
Ben de teşekkür ediyorum. Şimdi tekrar işe koyulma zamanı...