Büyük Şef’in Sanat Serüveni ve Doğa ve Bilgelik Resimleri
Kürşad Yılmaz \\ Söyleşi: Semra Sancak

Kızılderili Atasözleri der ki:”Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim.
Yanımda yürü, böylece ikimiz eşit oluruz.”
(Ute Kabilesi)


“Bir düşman çok, yüz dost azdır. “
(Hopi Kabilesi)


TÜSGAD Tüm Sanat Galerileri Derneği Başkanı ve Kursart Sanat Galerisi’nin sahibi ve Kızılderili resimleriyle tanınmış ressam Kürşad Yılmaz Kızılderili atasözlerinin uygulayıcısı bir yaşam tarzı ve hayatı algılayış biçimiyle de sanat çevrelerinin,dostlarının vazgeçilmezidir.Sevgi ve dostluğu yaşayan,yaşatan Büyük Şef ile yine tüm bu kavramlar üzerine sizler için söyleştik..

S.S-Sanatın içinde sevgi dolu süren bu yolculuk nerede, nasıl başladı,neler yaptınız,kendinizden biraz bahsedermisiniz?

K.Y-1960 yılının Nisanında Ankara Zübeyde Hanım Doğumevi’nde (Büyük Doğumevi) doğmuşum…Ancak babamın ve annemin memleketi olan Kars/Sarıkamış nüfusuna kayıtlıyım.Bunca yıl neler yapmadım ki…Annemin ve babamın Devlet Memuru olması nedeniyle ilkokuldan başlayarak birkaç şehirde okumak zorunda kaldım. Ankara’da başlayan okul yıllarım Ankara,Kars, Mersin ve daha sonra tekrar Ankara’da devam etti.…Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümünü bitirdim…Babamı 1980 yılında,çok genç yaşta kaybettim, annem bu dönemde hem annelik hem de babalık görevlerini yaptı ve daha sonra 2004 yılında da onu kaybettim.Üç kardeşiz, biri benden on yaş küçük diğeri benden bir yaş büyük kız kardeşim var.. Ailemin söylediğine göre ilk öğretimim ve öncesinde biraz haylazmışım, ancak Lise çağlarında hatırladığım kadarıyla efendi bir gençtim…Çok çalışkan bir öğrenci olmasam bile çalışkanların bir derece altında yer alırdım.1980 yılında TRT Genel Müdürlüğü’nde işe başladım,hizmetimin yaklaşık 17 yılını çeşitli departmanlarda yöneticilik yaparak geçirdim. 2006 yılında emekli oldum ve bu tarihte hayatımın rüyasını gerçekleştirerek kendi Sanat Galerimi yani “Kursart Sanat Galerisi”ni kurdum. Çağdaş sanatın tanıtımı ve yaygınlaştırılması, sanatı ve sanatçıyı sanat severlerle buluşturarak, ülkenin kültürel yapısına katkı sağlamak amacıyla yaklaşık yedi yıldır Ankara Dikmen'de sanat çalışmaları yapıyorum. Evliyim ve Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar , Tasarım ve Mimarlık Fakültesi İletişim-Tasım Bölümünde okuyan bir oğlum var.

S.S-Sanat galerinizde sadece sergiler açmakla kalmıyorsunuz,oldukça yoğun ve çok yönlü etkinlikler izliyoruz,Kursart’ta neler oluyor?
K.Y-Amacım; sanatçı eserlerini çeşitli sergilerle sanatseverlerin hizmetine sunarak, daha geniş bir kitleye ulaşmanın yanı sıra, gerek yurt dışında, gerekse yurt içinde yaşayan sanatçılarla birlikte gelecekte sanat dünyasında yer edineceğine inandığım genç sanatçılara da destek olmayı hedeflemekteyim. Aynı zamanda sanatçıları ve eserlerini, basılı materyal ve medya kanalıyla en iyi şekilde tanıtarak sergilerin toplumun her kesiminden mümkün olduğu kadar fazla kişi tarafından izlenmesini sağlamak için çaba gösteriyorum. Güzel Sanatlar Lisesi ve Fakültelerine hazırlık kursları veren Galerimizde, Plastik Sanat dallarından herhangi birini öğrenmek isteyen her yaştan kişiye, hafta içi ve hafta sonu kurslar verilerek sanata kazanımlar sağlanıyor. En önemli etkinliklerimizden biri de her ay konusunda uzmanlaşmış sanatçı akademisyenlerle sanat söyleşileri düzenleyerek sanatseverlere ve sanatçılara bilgi akışının sağlanmasına yardımcı olmaya çalışıyorum.İşimi çok seviyor ve büyük bir özveriyle sanatın yaşaması,gelişmesi için hem bir Galerici,hem de Dernek Başkanı,öğretici ve bir sanatçı olarak elimden geleni yapıyorum ve yapmaya da devam edeceğim…

S.S-İşletmecilik eğitimi ve TRT yıllarını duyunca resim sevdası nasıl başladı diye sormak istiyorum.
K.Y-Bu soruya cevap verirken hep gülerim…”çocuk yaşlarımda” denir ya işte aynen öyle! İlkokul 4 ve 5.sınıf da ki resim yaptığım günleri çok iyi hatırlıyorum. Bir arkadaşım küçük yaşta olmasına rağmen muhteşem çizgi roman (o zaman çizgi film yoktu) kahramanlarını yapıyordu, Zagor, Teksas,Tommiks v.s. kıskanıp ben de yapmaya çalışıyordum ve uzun süre bu tür resimler yaptım, başarılı da oldum. Yaptığım resimler okula asılıyordu. İlkokul 5.sınıf sonunda ilkokul bitirme sınavları vardı, bitirme sınavında sınıfta öğretmen yokken sınıfın çoğunun resmini ben yaptım. Muhteşem bir duyguydu, yaptığım bir şeyden mutluluk duyuyordum ve çocuk yaşta bile olsak bu konuda “aferin-bravo” alıyordum herkesten. Bu duygunun ve alkışların beni buralara getirdiğini sanıyorum. Ortaokul ve lise çağlarında da resim sevincim ve resim yapma arzum ve başarılarım devam etti.Yaptığım resimler, resim öğretmenleri tarafından övgüyle beğeniliyor ve yine okul panolarına asılıyordu…Ankara Kurtuluş Lisesini bitirdiğimde İstanbul Beşiktaş’ta o zamanki ismiyle İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ve Akaretler de bulunan Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nun yetenek sınavlarına girdim.Sınava girmeden önce Akaretler’de bulunan CHP binasına resim kursuna gitmek zorundasınız dediler,bunun o okula girmek için zorunlu olduğuna inandığımdan İstanbul’da teyzemlerde kalarak yaklaşık 1 ay orada formalite de olsa resim kursuna gittikten sonra, birkaç aşaması olan yetenek sınavlarına girdim ve başarılı oldum. Dünyalar benim olmuştu. Okula kaydımı yaptırıp Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda İç Mimarlık bölümüne başlamıştım, ancak devam eden yıllarda yoğun siyasi olayların başlaması neticesinde İstanbul’da okumam artık mümkün değildi, okulu bırakarak Ankara’ya (babamın isteği doğrultusunda ve zorlaması neticesinde) gelmek zorunda kaldım. Artık tek istediğim okul ve bölümden, peşinden yıllarca koştuğum sevdamdan kopmuştum.Ankara’ya döndüğümde üzgündüm ancak okul olmasa da olur, başarabilirim düşüncesiyle ilk yağlıboya resimlerimi pres tuvaller üzerine yapmaya başladım.Daha sonra tekrar karakalem desen çalışmalarım başladı.Sanatçıların,devlet adamlarının ve arkadaşlarımın portrelerini yapmaya başladım ve bu süreç böyle devam etti. Yaptığım resimler satılmaya başlamış ve profesyonelliğe adım atmıştım.Bu bana farklı bir kapı açıyordu.Daha sonra ise karma sergilere resimler vermeye başladım.Bu profesyonel olarak ilk kişisel sergimi açtığım güne kadar devam etti.

Bu serüven kesintisiz sürdü ve yurtdışında ve yurtiçinde çok sayıda karma sergilere katıldım. Bugüne kadar 11 kişisel sergi açtım. Kişisel sergi her sanatçının kendisini sanatseverlere tanıtma, ne yaptığını ortaya koyma amacı taşır.. “Ne kadar çok sergi açtıysam o kadar başarılıyım” düşüncesi her zaman bana ters bir düşünce olarak gelmiştir. Sergi, sanatçının hangi aşamada olduğunu, bir önceki sergiden farklı olarak ne gibi farklılıklar ortaya koyduğunu göstermek amacıya yapılmalıdır. Yapılan her bir serginin sanatseverler üzerinde yeni bir heyecan yaratması beklenir.Yağlıboya resim yapmanın yanı sıra Mimarların yanında proje çizerek ve çeşitli firma- özel kuruluşlar için de grafik tasarımları yaparak para kazanmaya başlamıştım.

S.S- Resimde hangi teknikleri kullanırsınız?
K.Y.-1978 yılından itibaren sürdürdüğüm resim çalışmalarımı, yağlıboya resim konusunda yoğunlaştırmıştım, ancak bunun yanı sıra soft pastel, akrilik ve suluboya ile de çalışmalar yaptım. Uzun süre klasik tarzda çalışmalarımı sürdürüp daha sonraki çalışmalarımda ise soyut ve sürrealist kavramlara yer verdim. Bu çalışmalarımda yağlıboya ve akrilik boya kullandım. Son yıllardaki çalışmalarında ise Kızılderili (Native American Indian) temalarına ve portrelerine yer verdim ve bu çalışmaları çeşitli tarz ve tekniklerle yapmayı sürdürüyorum.

S.S-Herkes sizi resimlerinizin yanı sıra aksesuarlarınız,giyim tarzınız,uzun saçlarınız ve hatta yüzünüzün yansıttığı bir Kızılderili Şefi imajınızla tanıyor ve seviyor..Neden Kızılderili?
K.Y-Evet bana en çok sorulan sorulardan biri..Çok da hoşuma gidiyor bu soru.Neden kızılderili? En sevdiğim ırkı konuşmak için bir fırsat oluyor bu soru..

Yıllar önce okuduğum kitaplardan şu özeti çıkarmıştım: “Bu tabloyu bilmeden eserlerime konu olan ve beni etkileyen nedeni anlatmak zordur.”

İspanyol kaşifler Amerika'ya geldiğinde burada yüzlerce farklı kabile bulunmaktaydı. Bu kabilelerden bir çoğu ortak bir dili ve kültürü paylaşıyorlardı. Önce İspanyol asıllı denizciler İspanyol Kraliçesi adına bu topraklara ayak basmış daha sonra başta İngiltere olmak üzere diğer Avrupa sömürgeci devletleri de aynı rotayı izleyerek Amerika'ya askerlerini, kaşiflerini göndermişlerdir. Avrupalı beyaz adamın şiddet düşkünlüğünden haberdar olmayan yerliler onları sevinçle karşılamış, ellerindeki altın vs. gibi şeyleri onlarla paylaşmak istemişler, ancak sömürge güçlerinin baskısı hatta katliamı altında soykırıma uğramışlar.Çocukluk yıllarımda okuduğum Teksas ve Tommiks v.s kitaplarda ve seyrettiğim siyah-beyaz kovboy filmlerinde hep kızılderililer vahşi ırk olarak bize gösterildi ve inandırılmaya çalışıldı. Ancak nedendir bilmem kızılderililer bana hep haklı gelmişler ve yakın olmuşlardır.Bu yaşıma kadar her filmi mutlaka en az 3-5 kez seyretmişimdir. Onlarla ilgili çok kitap okumuşumdur, Özellikle yazar Bartelemeo De Las Casas beni son derece etkilemiştir.

Bunların gölgesinde,her ressamın bir konu seçtiği malumunuzdur, ben de yıllardır sevdalandığım soykırıma uğramış “Kızılderilileri” konu aldım, şimdi eserlerimde bir nebze onları yaşatmaya çalışırken sanki bir görevi yerine getiriyorum duygusu yaşıyorum.

S.S-Resim yapmanın yanı sıra başka uğraşlarınız nelerdir?
K.Y-Resim benim nefes alışım, hayatımın devam etme nedeni. Resim yapmanın yanı sıra 2006 yılında Ankara/Dikmen de kurduğum Kursart Sanat Galerisi’nde sanat sezonunda her ay bir sanatçıya kişisel sergi açıyorum.Katıldığım çeşitli sanat fuarlarında tanıştığım bazı sanatçıları Ankaralı sanatseverlerle buluşturuyorum.Yine her yıl çeşitli kurumların,üniversitelerin oluşturduğu yurtiçi ve yurtdışında uluslararası sempozyum ve çalıştaylara katılıyor ve burada tanıştığım başarılı sanatçılara Galerimde sergiler açıyorum. Ayrıca,hem kendi atelyemde hemde başka atelyelerde, güzel sanatlar liseleri ve fakültelerine öğrenci yetiştirme kursları, minik ve yetişkinlere hobisel resim kursları veriyorum. Bunun verdiği hazzı herhalde hiç birşey vermiyor.Konusunda uzman hocalarla söyleşiler düzenliyorum.2012 yılında devraldığım Tüm Sanat Galerileri Derneği (TÜSGAD) nin Başkanlık görevini sürdürüyorum. Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) üyesi olarak,derneğin faaliyetlerine katılıyorum.Böylece sanat yaşamımı büyük bir coşku ve istekle sürdürüyorum..

S.S-Bu içten söyleşi için teşekkür ediyorum.Başarılarınız daim olsun.
K.Y-Bende teşekkür ediyorum.