Geçmişten Geleceğe Sanat Belgeseli, Çağdaş Türk Minyatürü ve Ayla Renda
Ayla Renda \\ Söyleşi: Semra Sancak

“Türk minyatür sanatını,kendi çağdaş yorumuyla yaşatan Ayla Renda,kentsel ve kırsal günlük yaşamı anlatan çağdaş minyatürleriyle,Türk kültürü ve yaşayış biçimini bir belgesel niteliğinde gelecek kuşaklara aktarmakta. Ülkemizi de bu anlamda yurt dışında başarıyla tanıtmakta ve kültürümüzü yaşatmaktadır..Onun nakış misali çalıştığı minyatür tablolarını uzun uzun izlemek,incelemek,sindirmek bir masalda huzur ve neşe ile gezmek gibidir”

S.S-Ayla Renda deyince akla düğünler,bayramlar,şenlikler,pazar yerleri,deve güreşleri,ayı oynatanlar,horoz dövüşçüleri,köyde ve şehirde yaşamın ince ayrıntılarıyla resmedildiği,daha doğrusu işlendiği minyatür tablolar geliyor..Ülkemizin gurur duyduğu bir isimsiniz..Ancak biliyoruz ki Ayla Renda köken olarak Jeoloji mühendisidir. Sanat serüveniniz nasıl başladı ve gelişti..
A.R-İller Bankası’nda Danışma Kurulu Başkanlığı görevi yaptığım yıllarda oldukça erken emekli oldum.Kültür Bakanlığının kurslarında,usta sanatçı,hattat,tezhip ve minyatür sanatının en önemli isimlerinden Ömer Faruk Atabek Hocamın öğrencisi oldum..Hocam Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümünü bitirmiş ve geleneksel Türk süsleme sanatlarında ustalaşmış bir insandı..Söyleşimize kendisini saygıyla, minnetle,rahmetle anarak başlamak isterim..Onunla aralıksız sekiz yıl çalıştıktan sonra bana el verdi ve hocalığını devretti.Tezhip ve Minyatür Sanatı en çok usta çırak ilişkisine dayalı yaşar..Usta çalışırken eline bakarak öğreneceksiniz..Tezhip sanatı minyatürün temelini oluşturur..Ben de uzun süre tezhip çalışıp daha sonra minyatüre geçtim.Kültür Bakanlığı’nca verilen “Usta Öğretici Belgesi” ve “Minyatür Başarı Belgesi” sahibiyim ve Kültür Bakanlığı bünyesinde uzun yıllar öğrenciler yetiştirdim..Halen kendi atölyemde devam ediyor çalışmalarım..Yurt içi ve yurt dışında sergiler açıyorum..

S.S-Bize minyatür sanatını anlatır mısınız?..
A.R-Minyatür sanatı bir anlatım ,bir bilgi aktarımı sanatıdır. Belgesel niteliğindedir. Kitap gibidir. Kültürlerin,medeniyetlerin gelecek nesillere aktarılmasına,yaşatılmasına aracılık eder.. Orta Asya’da Uygur Türkleri ile başlamış.
Bir konuda kitap yazılırken fotoğraf olmadığı için ayrıntılar anlatılırken minyatür kullanılırmış.Minyatür kitap gibidir gerçekten, sayfa büyüklüğünde çalışılır ve izlerken de 30 cm uzaktan bakılması gerekir..Tüm yansıtılmak istenen ögeler en ince ayrıntılarına kadar resmedilir..Resimden farklı yanı ayrıntıları ve anlatım biçimidir. Boyut,perspektif,gölge ve ışık kullanmaksızın, anlatılmak istenen olay olduğu gibi yansıtılır,fotoğrafı çekilir adeta..Bir olayın anlatım biçimidir..
İran minyatürü şiirseldir,romantiktir.Sevgiye ve aşka dair temalar işlenir..Osmanlı ve Türk minyatürü ise gerçekçidir.
Ben Çağdaş Türk Minyatürü yapıyorum. Bu sanatı Osmanlının saray kültüründen kopararak günümüze getiriyorum. Belgesel niteliğinde, genellikle sizin ilk sorunuzda sıraladığınız temaları işliyor ve bir anlamda Türk kültürünün gelecek nesillere aktarılacak belgesellerini hazırlıyorum. Ama minyatür sanatının kurallarına da bağlı kalıyorum.

S.S-Minyatür sanatında perspektif,gölge ve ışık kullanılmaması onu plastik sanatlardan uzaklaştırıyor mu sizce?
A.R-Gerektiğinde perspektifi kullanabilirsiniz ama gölgenin ve ışığın olmaması tamamen İslamiyetin o günkü anlayışından kaynaklanıyor..Gölge ile üç boyutluya geçiş İslamiyetin resim sanatına bakışına uymuyor ve gölgesiz, iki boyutlu kalması onu hayal ürünü kılıyor.

S.S-Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?
A.R-Eskinin taklidinden uzak ve çağdaş olay ve temaları tercih ediyorum.Günümüzdeki Türk toplumunun kırsal ve kentsel yaşamından,günlük hayattan konular seçiyorum. Bayramlar,gelin alayları,düğünler,halk oyunları,pazar yerleri,modern ve köy kadınları,deve güreşleri konularım arasında..Çağdaş minyatürdeki renk zenginliği iç dünyamın yansımasıdır..Coşkulu renkleri ve canlı figürleri kullanarak kendimi ifade yolunu seçiyorum..Çok kişinin yapmadığı eski bir Türk sanatı olan kat’ı sanatı ile de uğraşıyorum. Bunun için pek çok ebru; figürlerin rengi ve şekline göre oyularak yapıştırılır. Bu yapıştırma işinde yapıştırıcı olarak nişasta kaynatılır. Bu şekilde kalıcılık ve sağlamlık sağlanır.
Ustalar tezhip ve minyatür sanatı için yetenekli değil sabırlı öğrenci istiyoruz derler..Minyatür sanatı da sabırlı ve istikrarlı istediği için fazla heveslisi çıkmamaktadır.

S.S-Minyatür sanatını yurt dışında da tanıtıyorsunuz,sergilerinizden bahseder misiniz?..Dünyada bu sanata ilgi nasıldır..
A.R-1995 yılından bugüne kadar yurt içinde ve dışında çok sayıda sergim oldu..Özellikle Strazburg’da Avrupa Konseyi binasında açtığım sergim olağanüstü ilgi görmüştü.
Eserlerim, Amerika,Japonya,İsviçre,Fransa,Avusturya ve Almanya’da koleksiyonlarda yer aldı..İtalya’da 1997 ve 1998 yılında iki kez başarı ödülü aldım..
Dört eserim İtalya’da Naif Eserler Müzesi’nde bulunuyor.Uluslararası Naif Sanatçılar Birliği (AIPAN) üyesiyim.Bu derneğe ömür boyu aidattan muaf olarak üye kaydedildim.
Geleneksel sanatlarımızdan olan minyatürün yaşaması,tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması için elimden geleni yapıyorum..

S.S-Sanatınız konusunda önerileriniz nelerdir?
A.R- Geleneksel Türk Sanatlarının yok olmasına izin vermemeliyiz..Bunlar birer kültür mirasıdır..Bugün çocuklara ve gençlere tanıtımını yapmak,yaşatmak,gelecek nesillere aktarımını sağlamak boynumuzun borcu olmalıdır..Çağdaş Türk insanının ve devlet otoritelerinin bu konuda daha duyarlı olmalarını arzu ediyorum..