Morun Özgürlüğünde Sanatın İçtenliği : Serap Selçuk Atabaş
Serap Selçuk Atabaş \\ Söyleşi: Semra Sancak / Ankara Life Dergisi Kasım 2014 Sayısı

“Bazı renkler vardır, yaratıcılık,özgürlük,sonsuzluk gibi geneli temsil eder ama özelde bulur yerini, yakışır bezendiği yere..Bazı insanlar vardır,kendi özelini temsil eder ama öylesine özgür,özgün ve içtendir ki yakışır heryere…söz kalmaz kimselere…neşesi,ışığı,sevgisi ve sanatı ile oturur yüreklere…

Sanatın renkli kişiliği,sevgi sembolü,kedilerin ressamı,dalgıç,gezgin,takı tasarımcısı ,antika koleksiyoneri Serap Selçuk Atabaş’ı ve sanatını sözcüklerle anlatmak zor..dostluğunu,sanatını yaşamak gerek…”

SS-Sanat çevreleri çarpıcı ve özgün kişiliğiniz,mor saçlarınız,gümüş takılarınız,antika ve resim koleksiyonerliğiniz ve de en önemlisi kedi resimlerinizle tanıyor.Siz kendinizi anlatırmısınız bize..
SA- Resim yapmaya ortaokulda iken başladım.Herkes resim dersinden kaçarken ben çok mutluydum..Lise yıllarında resim öğretmenimin yönlendirmesiyle Zafer Pasajındaki Güzel Sanatlar Galerisi’nde rahmetli Hocam Hikmet Duruer’den ders almaya başladım.2,5 yıl aralıksız hocamla birlikte atölyede ve evde çalıştım.Arkadaşlarım okul çıkışı gezerken ben tüm boş zamanlarımda eve gelip resim yapardım.Uzun bir aradan sonra Galeri Sanat Yapım’da Nihat Kahraman’dan ders almaya başladım.Daha sonra Hocaların Hocası Kayıhan Keskinok ile üç yıl, aynı zamanda Firdevsi Feyzullah Hocam ile de iki yıl süreyle ve aralıksız atölye çalışmalarıma devam ettim..Daha sonra yine tanınmış sanatçılar Gür Dalkıran ve Haluk Evitan ile kısa sürelerle çalıştım.

Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Zafer Gençaydın atölyesinde özel öğrenci olarak yüksek lisans derslerinde çalışmalara katıldım..Otuzun üstünde kişisel sergi açtım ve pek çok sayıda karma sergi ve etkinliklere katıldım..

SS-Resimde çalıştığınız temaların özel bir öyküsü var mı..Kullandığınız teknikler ve tarzınız hakkında da bilgi alabilirmiyiz..
SA- Ben herşeyimi duygularımla yaparım.Benim hayatım duygudur.Kendimi kedilerle bağdaştırıyorum.Onlar da benim gibi çok sevilmeyi isterler.Yalnız ne zaman tırnaklarını çıkaracakları belli değildir.

Daha önce hiçbir hocamla kedi resmi yapmamıştık.Kendi keyfime göre çalıştım.Kedilerime takılar taktım..Uzun süre kedilerimle sanat hayatıma devam ettim.Dalgıçlığa başlayınca sualtı güzelliklerine çarpıldığım için sualtı resimlerime başladım.Fakat kedilerimden vazgeçemediğim için onları yeni ortamlarına, sualtına uyumlu hale getirdim..Bazıları evrim geçirdi, bazıları uyum sağladı.Takılı kediler sergimden kendime hiç ayıramamıştım, o yüzden bu son sergim için yine takılı kediler de çalıştım..

Resimlerimde belli bir teknik kullanmıyorum.İçimden geldiği gibi çalışıyorum.Ama hep çok detaycıyım.Kayıhan hocam hep detay yok , detay yok derdi.Ama maalesef onu dinleyemedim.Sualtındaki fotoğraflarını başlarda arkadaşlarımdan alıyordum.Daha sonra bende çekmeye başladım.Her fotoğraf çekişimde kedilerimi nereye koyabileceğimi düşünüyorum.Bundan sonra da kedilerim ve de sualtı güzellikleri resimlerime yansımaya devam edecek..

S.S-Resmin yanısıra dalgıçsınız..Nasıl başladı bu merak ve neler yapıyorsunuz..
S.A-Sualtına çocukluğumdan beri hayranım.Ama sadece yukarıdan bakabiliyordum.İki kere bel ameliyatı geçirdiğim için ağırlık taşıyamam diye tüple dalmaya cesaret edemiyordum. Arkadaşlarım yüreklendirdi..Ya suyun içinde giyiniyorum, yada teknenin kenarında giyinince beni suya atıyorlar. Uzun süre Türkiye’de daldım.İlk yurtdışı dalışımı Maldivler de yaptım.Dünyanın en güzel mavilerinde dalıyorum..İlk gün suyun altında gördüğüm güzellikler karşısında hüngür hüngür ağladım.Zaten dönüşümde de sualtı resimlerime başladım.Artık oğlum Ege ile birlikte dalıyoruz.En son Kamboçya’da daldım..

SS-Hobileriniz ile sanatınızın arasında da bir bağınız olmalı,her ikisi de günlük yaşamınızda, yaşam tarzınız olarak yeralıyor..
SA- En büyük tutkum olan mor rengini aslında Eşimden aldım.Bende severdim ama onun kadar değil.Artık tüm yaşamımızda tutku haline geldi.Evimizi bile mor ile döşedik.Saçlarımı da çok uzun yıllardan beri mor renge boyuyorum..Aslında pastel renkler dışında tüm renkleri severim..

Takı sevgim de çocukluğumda beri sürüyor.Daha sonra antika takılarla tanışınca bir tutku haline geldi.İlk önceleri sadece takıyordum.Daha sonra eski parçalar alıp onları tamir etmeye, eksiklerini tamamlamaya, taşlarını değiştirmeye başladım.Artık benim tasarımlarım çıkmaya başladı.. O kadar çok oldular ki sergilerimde sunmaya başladım.

SS-Eşiniz Mimar Kadri Atabaş da sanat çevrelerinde çok sevilen, sayılan,renkli bir isim..Tanınmış bir mimar, ressam,ve resim koleksiyoneri..Aile yaşamınızın sanatınıza olumlu ya da olumsuz etkilerinden bahsedermisiniz..
SA- Eşimin sanat yaşamımda çok büyük desteği ve motivasyonu olmuştur..Oğlumuz Ege ve eşim benim yaşama sevincim.Onlar olmasaydı ve beni bu kadar mutlu etmeselerdi sanatımda başarıyla yürüyebilirmiydim bilmiyorum..

SS-Sanat sezonunu karşıladığımız şu günlerde projeleriniz var mı bu dönem neler planlıyorsunuz..Sizi arayanlar nerede bulacaklar..
S.A-Evet şu günlerde yoğun bir şekilde Ankara Fırça Sanat Galerisi’nde Aralık Ayındaki sergime hazırlanıyorum..Ben çok şanslıyım ki atelyem evimizin üst katında.Beni arayanlar orada bulabilir..

S.S-Bu içten söyleşi için çok teşekkür ediyorum..
S.A-Çok keyifliydi,ben de teşekkür ediyorum..